TÜRLER >>

herkesbalikyakalayamazİnsan çevresinde gördüğü canlı yada cansız tüm varlıkları tanıyabilmek için farkında olmadan sınıflamak ihtiyacı hisseder. Kural olarak insan sınıflayarak algılayan bir türdür. Denizde yaşayanlar,karada yaşayanlar, tehlikeliler tehlikesizler gibi pek çok şeyi farkında olmadan sınıflarız. Bu gün dünyada bitkileri, tek hücrelileri mantarları virüsleri bir tarafa bırakıp sadece hayvanlar alemine baktığımızda 1500000den fazla tür olduğunu görürüz. bu türlerin her birine iki kelimden oluşan cins ve tür isimlrini yazmaya kalkışsak her bir sayfasında 400 kelime bulunan 7500 sayfalık bir kitap yazmış oluruz. Doğal olarak bu kadar sayıdaki hayvan ismini ve özelliklerini öğrenmek imkansızdır. Bu nedenle canlıların sınıflamasına gidilmiştir.
Konumuz balık olduğuna göre biz hayvanların sınıflaması üzerinden balıklara gideceğiz. Böylece balıklarımızı tanırken terminolojiyi daha rahat anlayacağız . Ayrıca tanıyarak sürdürebilirliği sağlama çabamızda daha bilinçli olacağız.
Hayvanları belirli özelliklerine göre gruplara ayırarak inceleyen bilim dalına Taksonomi veya Sistematik Zooloji adı verilir. Taksonomi canlıları tanımlayan anlatan ve adlandıran bilim dalıdır. Günümüzde hayvanların homolog yani aynı kökenden kaynaklanan organlarına göre diğer bir deyişle akrabalık derecelerine göre yapılır. 
Sınıflandırma anlam olarak taksonomiden farklıdır. Canlıların guruplandırılmasıdır. Yaşayan yada günümüzde fosilleri bulunan yok olmuş canlıların gruplar halinde sınıflanmasıdır.
Sistematik ise canlıların birbiriyle akrabalık ilişkilerini benzerlik ve farklılıklarını inceler. Sınıflanıp taksonomisi yapılmış gurupları birbiriyle ilşkilendirir.
Bilimsel adlandırma (Nomenclature) canlıların belli kurallarla adlandırılmasını yapan bilim dalı olup sistematiğin alt dalıdır.

Türleri tanımada ve sınıflamada yararlanılan bazı temel özellikler vardır. Bunlar

  • Simetri (tek hücrelilerin çoğu asimetriktir)
  • Vucut boşluğu (gelişmiş canlılarda periton adı verilen bir zarla kaplı bir vucut boşluğu vardır.)
  • Segmentasyon (birbiri ardına sıralanan parçaların dizilişi)
  • Üyeler (Yüzgeç bacak,kanat gibi hareket ve beslenme görevlerini yerine getirmek için oluşan uzantılar)
  • İskelet
  • Eşey( dişilik yada erkeklik) Gelişkin canlılarda tek üreme organı bulunurken bazı canlılarda birlikte bulunurlar
  • Embryonik gelişimibibik
  • Larva
  • Sindirim sistemi

İşte bu özelliklerle tür tanınır ve ismlendirme yapılır. isimlendirmede bölgesel ve bilimsel isimlendirme kavramları ortaya çıkar. Örneğin Türkiyenin her tarafında yaygın bir kuş olan Upupa epops yöresel olarak Hüthüt kuşu, İbibik , Taraklı kuş, Çavuş kuşu gibi isimlerle anıldığından asıl olan biilimsel isimlendirmedir

Günümüzde iki latince kelimeden olan ikili isimlendirme yöntemi kullanılır. İlki cins (genus) ikinciside türdür(species).  daha sonra bu türü ilk kez tanımlayan bilim adamaının adı yada kısaltması ve türün ilk tanımlandığı tarih yazılır. Cins ve türü italik harflerle yazmak gelenek olmuştur. Örneğin yılan balığı Angullia angullia, Linne, 1758 Bazen bilim adamının adıda kısaltılarak ta Angullia angullia, L., 1758 şeklinde yazılabilir. Noktalama işaretlerinin yeri önemlidir.

Eğer bir türün alt türü varsa adlandıran kişinin adından önce alt tür yazılır.
Örneğin Abant alası Salmo trutta abanticus, Tortonese, 1954 Deniz alası Salmo trutta labrax, Pallas, 1811

Günümüzde canlılar 5 alemde incelenir

  1. Monera: Zar ile çevrili gerçek organelleri leri bulunmayan bakteriler ve mavi algler gibi tek hücreli canlılardır.
  2. Protista :Bir hücreli canlıları içeren bu alemden itibaren, hücre organellerinin her biri zar ile çevrilmiş haldedir.
  3. Fungi: Mantarlardır
  4. Plantea: Bitkilerdir
  5. Animalia: Hayvanlardır

Hayvanlar alemine geldiğimizde konumuzu oluşturan balık için önce karşımıza omurgalı olup olmadıkları ayrımı çıkar.

Balıkları tanıyalım:

Balıklar genellikle sadece suda yaşayan ve solungaç solunumu yapan omurgalı hayvanlardır.

Günümüzün balıkları kıkırdaklı (Chondrichthyes) ve kemikli balıklar (Osteichthyes) olarak ikiye ayrılırlar. Bunlar gibi diğer iki grubu oluşturmuş olan Placodermi (Zırhlı balıklar) ve Acanthodii (dikenli köpek balıkları)'nın nesilleri 300-400 milyon yıl evvel tamamen tükenmiştir

Bir kulakcık ve karıncıktan meydana gelen kalplerinde daima venöz kan bulunur. Yürekten çıkan venöz kan solungaçlarda oksijenlenenerek (halk diliyle temizlenerek), vücuda verilir. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. Köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu ise böbrekleriyle değil, solungaçları ile ayırırlar. Yaşadığı yerlerde su kuruduğu zaman balçığa gömülüp akciğer solunumu yapabilen, sürünerek gölden göle geçebilen, kısa bir süre havada uçabilen, elektrik ve ışık üretebilen çeşitli balık türleri mevcuttur. Balıkların pulları birbirleri üzerine kiremit gibi dizilmiş, kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakterileri ve sporları yok eder.

Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türlerinin 40.000 kadar olduğu söylenmektedir.

Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında dünyanın en önemli protein kaynağı olması ticari değerini arttırmaktadır. Balıkların yeryüzündeki dağılımları o kadar geniştir ki, Antartika sularında, sıcak tropikal sularda, acı sularda, tatlı sularda, derelerde veya insanların henüz ulaşamadığı oldukça derin ve karanlık sularda yaşayabilmektedir. Üç türlü beslenme görülür:

  • Herbivor (otçul),
  • Karnivor (etçil)
  • Omnivor (hem et hem de bitkisel besin yiyenler).

Yalnız çenelerinde değil, bütün ağız boşluklarında ve yutaklarında sıralanış ve şekil olarak birbirinden farklı birçok diş bulunur. Bu genelde beslenme şekillerine göredir. Bazılarında farinks (yutak) dişleri gelişmiştir. Yalnız Mersin balıklarında ve Demet solungaçlılarda diş bulunmaz.

Görme organları : Balıklarda gözler yüksek omurgalılara benzer. Kornea daha düz ve mercek daha yuvarlaktır. Kornea, merceğin önünde koruyucu bir görev yapar. İris; kırmızı, siyah, portakal rengi, mavi, yeşil olabilir. Balıklarda göz yapısı, yaşadıkları çevreye uygun bir özellik arz eder. Işığın kolay geçtiği temiz sularda yaşayanlar iyi görür ve renkleri ayırt ederler. Derinde yaşayanlarda gözler oldukça büyük olup, ışığın zayıf olarak ulaştığı daha derinlerde teleskop gözlü olanlarına da rastlanır. Bulanık sularda yaşayan balıklarda ise gözler küçülmüştür. Kör mağara balıklarında gözler görev yapmaz. Işık olmadığından gözlere ihtiyaç duymazlar. Balıklarda gözyaşı bezi ve gözkapağı bulunmaz.

Tat alma organı :Balıklarda tat alma cisimcikleri dudaklarda, farinkste, burun epitelinde, baş derisinde, bıyıkların uçlarında yerleşmiş olduğu gibi bazılarında da ağız içinde yerleşmiştir. Balıklarda bildiğimiz anlamda dil yoktur. Olanlarında da gelişmemiştir. Sazanların ağzı içinde çok kalın kastan yapılmış yastık şeklinde bir yapı bulunur. Bu organ tat almaya yarar. Balıklar bazı maddeleri memelilerden daha iyi ayırt edebilirler.

Dokunma duyusu :Dokunma duyusunda bıyıkların rolü büyüktür. Bıyıklar tat almada etkili olduğu gibi, besin bulma ve dokunma organı olarak da görev yaparlar. Balıkların baş, gövde ve yüzgeç derileri üstünde tomurcuk veya çukurcuklar halinde küçük duyu organları mevcuttur. İçlerinde sinir uçları dallanmış haldedir. Görevleri; yaklaşan düşmanı, sıcaklık değişimini, besin ve tuzluluğu hissetmektir. Duyuda yan organın da etkisi önemlidir. Bazı derin deniz balıklarının yüzgeç ışınlarında uzamış olan bazı kısımlarında duygu organları yer almıştır.
anatomy

İşitme ve yan organ (Yanal çizgi) :Balıklarda dış ve orta kulak yoktur. İşitme organı bir kapsül içinde bulunan iç kulaktan ibaret olup, sudaki ses titreşimlerini idrak eder. Bu işitme organına “labirent” denir. İşitmede etkili olduğu gibi, dengenin sağlanmasında, ağırlık ve yerçekimi tespitinde de önemli rol oynar. İçlerinde kalsiyum karbonattan yapılmış “otolit” adı verilen cisimcikler de bulunur. Bazı balıklarda hava kesesinin ön kısmının her iki yanında iç kulakla ilişkili dörder adet kemikcik bulunur. “Weber cihazı” adını alan bu sistem ses dalgalarını ve basınç değişimini iç kulağa ileterek daha iyi işitmeğe yardım eder. Küçük frekanslı titreşimler, yanal çizgi sistemiyle idrak edilir. Bu, vücudun yanlarında derinin altında uzanan içi mukus dolu bir çift kanaldır. Belirli aralıklarla bu kanalı pulların arasından veya ortasından dışarı bağlayan yollar, bu yolların ucunda içinde sıvı ve sinir hücreleri bulunan bir torba vardır. Sudaki titreşimler bu sıvıya geçerek sinir hücreleri tarafından idrak edilir. Mesaj daha sonra sinirler vasıtasıyla beyne iletilir. Bir başka balığın hareketinin doğurduğu titreşimleri, yanındaki balık bu yolla duyar. Yan organ çok alçak frekanslı titreşimleri idrak edip işitmeye yardımcı olduğu gibi, su akıntısının yönünü, sıcaklık ve soğukluk farklarını da tesbit eder. Yan organ işitmede de yardımcı olur. Ses ve basınç dalgalarını tesbit edebilir. Kemikli balıklarda, vücudun her iki yanında solungaçlardan kuyruk yüzgecine kadar uzanır.

Koku duyusu :Balıklarda burun (nostril), solunum için değil, suda çözünmüş kimyasal maddeleri koklamaya yarayan bir duyu organıdır. Koku alma kapsülleri üst çene üzerinde bulunan bir çift (veya bir adet) burun çukuruna yerleşmiştir. Koku maddelerini taşıyan su burun deliklerine girip çıkarken, koklama kapsüllerini yalayarak sinirleri uyarır. Bu duyu köpek balıkları gibi bazı balıklarda çok kuvvetlidir. Köpek balıkları kan kokusunu yüzlerce metre uzaktan alabilirler.

Yüzme kesesi :Balıkların suda batmadan durmasını sağladığı için önemlidir. Sindirim kanalının bir uzantısı olup, sırt tarafta torba şeklindedir. İçi CO2, O2 ve NO2 gazları ile doludur. Balığın yoğunluğunu, suyun yoğunluğuna göre ayarlar. Balık suda batmadan durmak için, içindeki gazı artırarak keseyi şişirir. Yüzerken havasını azaltır. Bazı balıklarda yüzme kesesi ikiye ayrılmıştır. Yüzme kesesi solunum, hidrostatik görev, ses meydana getirme ve bazı uyartıları hissetmede de etkilidir. Bütün balıklarda hava kesesi bulunmaz. Böyle balıklarda yağlı vücut ve göğüs yüzgeçleri batmalarına mani olur. Dip balıklarında yüzme kesesinin dışarıyla herhangi bir balikboyubağlantısı yoktur. Gaz özel bir sistemle hava kesesine doldurulur ve boşaltılır.

Balık boyu: Ağız kapalı iken balık başının ön ucu ile kuyruk yüzgecinin en uzun ışınının bitim noktası arasındaki izdüşüm uzunluğudur.

Yüzgeç: balığın, su içeresindeki hareketine yardımcı olan organlardır. Balıklarda yüzgeçler kara hayvanlarındaki kol ve bacaklara eşdeğerdir. Balığın su içerisindeki yüzme işlemi büyük ölçüde kaslarla sağlanır. Bu harekete farklı yüzgeçli değişik görevler için yardımcı olurlar.

Tek yüzgeçler

  • · Sırt yüzgeci (dorsalyüzgeç)
  • · Kuyruk yüzgeci (Kaudal yüzgeç)
  • · Anal yüzgeçler
  • · Adipoz (yağ) yüzgeçler

Çift yüzgeçler

  • · Göğüs yüzgeci (Pektoral yüzgeç)
  • · Karın yüzgeci (Ventral yüzgeç) 3'e ayrılır:
    • Abdominal tipte : Pektoral yüzgeçler önde,ventral yüzgeçler arkadadır. Çoğu balık bu tipte ventral yüzgeç taşır. (hamsi,kefal,alabalık)
    • Torasik tipte : Pektoral yüzgeç ve ventral yüzgeçlerin herikisi de aynı hizadadır.(çipura,dülger,iskorpit)
    • Jugular tipte : Ventral yüzgeçler önde, pektoral yüzgeçler arkadadır.(fener balığı, dil balığı, pisi balığı)

Yüzgeçler, iki katlı bir deri kıvrımıyla onu destekleyen elemanlardan oluşmuştur. Destek elemanları segmentsiz, tek parçalı, sert ve sivri uçlu dikey ışınlar ile segmentli ve çoğunlukla uçları çatallanmış yumuşak ışınlardır. Bazı balık türlerinde, özellikle alabalıklarda, sırt yüzgeci ile kuyruk yüzgeci arasında bir yağ yüzgeci (adipöz yüzgeç) bulunmaktadır. Bu yüzgeç diğer yüzgeçlerde bulunan yüzgeç ışınlarını ihtiva etmezler ihtiva etmez. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler.

Uçan balıklar çok gelişmiş olan göğüs yüzgeçlerini açarak bir-iki dakika su üstünde uçabilirler.

anotomibaliklar
Kuyruk sapının ucuna bağlanan ve kuyruk kısmını çevreleyen yüzgece kuyruk yüzgeci (kaudal) denir. Bu yüzgeç balık türleri arasında değişik şekillerde gösterilir. Balıkların harekette önemli rol oynayan değişik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine “difuserk”, çatallı olup eşit parçalı olana “homoserk”, köpek balıklarında olduğu gibi çatalları eş olmayan kuyruk tipine de “heteroserk” denir.

Diffuserk tip :Omurganın ucu düz olarak, hiçbir kıvrım yapmadan kuyruk ucuna kadar uzanır, kuyruğu iki eşit parçaya ayırır. Dolayısıyla kuyruk yüzgeci tek parça ve sonu sivri olan bir görünümü arz eder. (örn : Agnatha, Dipnoi)

Homoserk tip :Çatallı kuyruklu balıklarda kuyruktaki iki lob birbirine eşit olmasına homoserk tip kuyruk yüzgeci denir. (örn : Hamsi, İstavrit, Levrek)

Heteroserk tip :Kuyruk yüzgecinin iki lobu birbirinden farklı büyüklükte olmakta ve son kuyruk omurları üst loba doğru yönelmiş bulunmaktadır. (örn : Squaliformes (köpekbalıkları), Mersinbalıkları)

Bazı balıkların erkeklerinin anal yüzgeci değişikliğe uğrayarak uzanmış bir cinsiyet (kopulasyon) organı oluşmuştur. Bazı balıklarda gerek sırt yüzgeci ile kuyruk yüzgeci arasında gerekse anal yüzgeçle kuyruk yüzgeci arasında çok sayıda küçük kolayca sağa sola dönebilen yüzgeçler bulunur. Bunlara yalancı yüzgeç adı verilir.

Görevleri Yüzgeçler balığın su içindeki hareketine yardımcı olan organlardır. Kuyruk yüzgeci sağa sola hareketle balığın ileriye doğru hareketini sağlar. Sırt ve anal yüzgeçler vücudun yön almasını sağlarlar. Ani ve hızlı dönüşlerde yön değiştirir.

Kaynaklar:

  1. Wikipedia: Fish
  2. Wikipedia: Fish anatomy
  3. http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/f/taksonomi/bil_tek.html 
  4. http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/canlilar/index.htm
  5. Kuru M; 1996: Omurgalı Hayvanlar (2. Baskı), Gazi Üniversitesi Yayınları , Ankara
  6. Artüz M.L; 2004 Türkiye deniz balıkları fihristi ; Büke Kitapları, İstanbul

Bu site amatör balık avcılığına adanmıştır.
Yoğun bir emekle hazırlanan bu sitedeki bilgi ve belgelerin kaynak gösterilerek dahi izinsiz kullanımı yasaktır.
© bizimolta.com 1998 tüm hakları saklıdır.
web tasarım : rastgele